Sosyal Medya ve İstanbul Semtleri
Mehtap DenizDaha önce “Görünen köy kılavuz istemez!” başlıklı bir yazı metni ile sosyal medya ve faaliyetlerine değinmiş, internetin doğru kullanımı halinde ne denli verimli olabileceğini dile getirmeye çalışmıştım.
Ağ bu ya, buradaki yazılarımın vara vara bir “Face görmüş köy”e varmış olduğunu gördüm!.
Sanki biraz mutlu biraz da sitem eder gibi ardı ardına beğenilere boğmuşlardı.
Aynı şekilde boğazımda bir kör düğüm ki sormayın!
Bir süre öylece bakakaldım!
Neyse ki, yutkunarak .da olsa, gözyaşlarımın taşmasına izin vermeden teşekkür etmeyi başardım.
Face görmüş bu köyün bugünkü sorunları dışında onlar mutlu, ben mutlu; ben onları, onlar beni izleyedururken;
Çok eski bir yerleşim yeri olduğu bilinen; Osmanlı ‘dan Cumhuriyet ‘ e geçiş döneminde (uyum konusunda) büyük katkıları bulunan bu köyün öncüleriyle çekilmiş İsmet İnönü’nün bir fotoğrafıyla dikkat çekmeyi başardıklarını görünce çok sevindim.
Nasıl mı?
Bakınız: Cumhuriyet yazarlarından Sayın Zeynep Göğüş ‘ün 28 Ocak 2012 tarihli “Face-görmüş Köyü” adlı köşe yazısına…
Yanlış veya doğru; eksik ya da fazla… amaç; bir zamanların - o döneme göre - gelişmiş yerleşim yerlerindeki kamusal alanların, bakımsızlıktan nasıl harabeye dönüşerek yok olmaya yüz tuttuğunu gözler önüne sermekse- ki, öyle görünüyor, evet, çok başarılı…
Vakti zamanda güngörmüş olan (eski adı ile “Pütürge”) “Güngörmüş Köyü”nün bugünkü gün görmemiş yüzünü duyurmaya çalıştığı için Sayın Zeynep Göğüş’ e sonsuz teşekkürler…
Madem ki onca çığlığa rağmen sadece “bir resim” face görmüş ve ancak şimdiki ağlayan yüzü ile içler acısı durumda olan Güngürmüşlü köylülerin sesini duyurabildi, işe yarayacaksa eğer, o resimlerin devamı da var diyebilirim.
Sonuç?
Başta sağlık koşullarına uygun eğitim hakkı olmak üzere, acil sorunların giderilmesi; belki yarın, belki yarından da yakın; kim bilir…
O zamanlar “Köylü milletin efendisidir” idi, bunu, adı geçen fotoğrafta görmek mümkün olabildiği gibi, şimdiki haliyle “fakirin ekmeği umuttur” demekte yarar var!
Gel vatandaş gel, sen de İstanbul’a GEL...
Taşı toprağı altındır bu şehrin !!!
*
Face görmüş köylerin İstanbul Semtleri ile olan bağının ne olduğu konusuna biraz daha değinecek olursak:
Bu sitenin yazarlarından Sayın Erhan Demirdizen’in “İstanbul'un Gündemi, Türkiye'nin de Gündemi” adlı köşe yazısına dikkatinizi çekerim.
Neden?
Ek olarak: Anladık liman kenti, anladık sanayi kenti, anladık ticaret kenti, anladık turizm kenti, anladık 2010 Avrupa Kültür Başkenti ve yine anladık ki en kalabalık şehir İstanbul, peki ya diğerleri ne kenti?
Sürekli göç almakta olan bu koca şehre, koskoca bir ülkeyi sığdırmaya çalışmak akıl kârı değil de ondan diyorum! En azından benim gibi vatandaşların aklı almıyor, alamıyor…
Kentsel dönüşümü kentler arası dönüşüme çevirmeden, kentsel devinim yaşanmasın sonra?
Türkiye, İstanbul’dan mı ibaret?
“Padişahım çok yaşa, sadrazam hamamda!” diyesi geliyor insanın!
Yeni imar yasası ile vatandaş isyan etmese ne âlâ- ki, olası hak arama durumlarında kamburlaşmış yargının yükünün fazlasıyla artacağı da cabası diyerek,
“Adalet” e sığınıyoruz!..
İnsansız adalet olmaz
Adaletsiz insan olur mu?
Olur, olmaz olur mu!
Ama, olmaz olsun
Özdemir Asaf
*
O çılgın projelerin en kısa zamanda tüm Türkiye’ye yayılması dileğiyle,
“Esenler”de değil, esen kalın!
Yazarımızın diğer yazıları için lütfen tıklayın
Köşe Yazıları
Anketler
İstanbul tarihi ve yaşam kültürü ile farklı medeniyetlerin beşiği olmuş ve bu tarih hafızasındaki yerinde, değiş devamı

Rasim ACAR









